Palyaço
Base Info
- ChapterCurtain Call Bölümü
- Difficulty
- Speed115%4.6 m/s
Perks
Feature
Bu stratejik Katil'in Eşek Şakası Toniği fırlatarak ortaya çıkardığı zehirli gaz bulutu, kısa sürede geniş alanlara yayılarak Kurbanları kontrol altında tutmasını ve yakalamasını sağlıyor. Gazdan zehirlenen Kurbanların görüşü kısıtlanır, hareket hızları düşer ve girdikleri öksürük nöbeti yüzünden yerleri ifşa olur.
Kişisel avantajları Kandırıkçı, Palyaço Korkusu ve Çanak Çömlek Patladı ile atlamalarda yeteneklidir; Kurbanların iyileştirme ve tamirat hızlarını ise olumsuz etkileyebilir.
Kişisel avantajları Kandırıkçı, Palyaço Korkusu ve Çanak Çömlek Patladı ile atlamalarda yeteneklidir; Kurbanların iyileştirme ve tamirat hızlarını ise olumsuz etkileyebilir.
Skill
Eşek Şakası Toniği
Palyaço, anestezi ilaçları ve kas gevşeticilerle yaptığı, seneler süren deneylerin ardından etkisi yüksek birtakım karışım ve formüller üretmeyi başardı. Razı gelmeyen kurbanlarını zehirleyip yakalamasına yarayan Eşek Şakası Toniği ise onun gözdesi. Bununla alakalı olarak geliştirilen Eşek Şakası Panzehiri'nin de işe yarar etkileri mevcut.
Etkin Yetenek butonuna basarak Eşek Şakası Toniği ve Eşek Şakası Panzehiri arasında geçiş yapabilirsin. Güç butonuna basarak veya butonu basılı tutup bırakarak bir şişe fırlatabilirsin.
Etkin Yetenek butonunu basılı tutarak şişelerini tazeleyebilirsin.
ÖZEL YETENEK: Eşek Şakası Toniği
Şişe temas hâlinde kırılır ve etki alanındaki tüm Kurbanları zehirleyen mor bir gaz bulutu yayar. Zehirlenen Kurbanlar kısıtlı görüşe sahip olur, istemsiz öksürük nöbetlerine girer ve 1,6 saniyeliğine %14 Topal hâle gelir.
ÖZEL YETENEK: Eşek Şakası Panzehiri
Şişe temas hâlinde kırılır ve gri bir gaz bulutu yayar. Bu gaz bulutu, etkinleştiğinde sarı rengini alır. Etkin bir Panzehir bulutuna giren Palyaço veya herhangi bir Kurban, 6 saniyeliğine %12 Sürat kazanır. Zehirlenen Kurbanlar, Panzehir bulutuna girince iyileşir.
Etkin Yetenek butonuna basarak Eşek Şakası Toniği ve Eşek Şakası Panzehiri arasında geçiş yapabilirsin. Güç butonuna basarak veya butonu basılı tutup bırakarak bir şişe fırlatabilirsin.
Etkin Yetenek butonunu basılı tutarak şişelerini tazeleyebilirsin.
ÖZEL YETENEK: Eşek Şakası Toniği
Şişe temas hâlinde kırılır ve etki alanındaki tüm Kurbanları zehirleyen mor bir gaz bulutu yayar. Zehirlenen Kurbanlar kısıtlı görüşe sahip olur, istemsiz öksürük nöbetlerine girer ve 1,6 saniyeliğine %14 Topal hâle gelir.
ÖZEL YETENEK: Eşek Şakası Panzehiri
Şişe temas hâlinde kırılır ve gri bir gaz bulutu yayar. Bu gaz bulutu, etkinleştiğinde sarı rengini alır. Etkin bir Panzehir bulutuna giren Palyaço veya herhangi bir Kurban, 6 saniyeliğine %12 Sürat kazanır. Zehirlenen Kurbanlar, Panzehir bulutuna girince iyileşir.
Story
Kenneth Chase 1932 yılında zor bir doğum sırasında dünyaya geldi. Maalesef doğum sırasında annesi hayatını kaybetti. Bu olay babasıyla arasının sonsuza dek açılmasına sebep oldu. Çocuk büyüdükçe babasının kini ve içki alışkanlığı da büyüdü. Kenneth okula başladığındaysa ikisi de farklı hayatlar yaşıyordu.
Akademik olarak diğer öğrencilerden farksızdı, atletizm alanındaysa kendini epey geliştirmişti. Uzundu ve kuvvetliydi. Ayrıca koşu etkinliklerinde bir hayli başarılıydı. Fakat takım sporlarına katılması için aldığı bütün teklifleri reddediyordu.
Okuldan eve dönerken genellikle yerde kuş tüyleri buluyordu. Bunları toplayıp, yatağının altındaki puro kutusunda biriktiriyordu. Babası işteyken veya kör kütük sarhoşken, Kenneth'ın tek başına geçirecek çok zamanı vardı. Bu zamanlarda tüylerin kıllarının düzeninden büyülenmiş bir şekilde onları dudaklarına dokundurup, yumuşaklıklarını hissederdi. Bahçesindeki yem kabına gelen kuşları gören Kenneth, onların yumuşaklığını hissetmek istiyordu ve kuşlardan birini yakalamayı kafaya koydu. Kasabalarındaki bir dişçiyle yakınlaşarak, ondan bir miktar anestezik ilaç aldı. Bunu kullanarak yem kabına bir tuzak kurdu. Kuşun, ona dokunacak kadar uzun bir süre için bayılmasını umuyordu.
Birkaç başarısız denemeden sonra, bir kızılgerdan yakalamayı başardı. Kuşu tutarken aniden onun merhametine kalmış bir hayatın ellerinde olduğunu fark etti. İlacın etkisi bitince kuşu doğaya salmayı düşünüyordu. Fakat bunun yerine kuş çırpınmaya ve gözleri açılıp kapanmaya başlayınca elini daha çok sıktı. Kuşun göğsündeki tüyler hareketsizleşene dek, parmaklarıyla boğazını sıkmaya devam etti. Hayvanın cesedinden kurtuldu ve bir tüyünü sakladı. Yeni bir koleksiyona başlamıştı. Diğerlerini "sahte" gördüğü için attı.
1940'larda Kenneth okulu bırakmıştı ve ufak bir lokantada komi olarak çalışıyordu. Ayrıca sincap, rakun ve köpek gibi daha büyük avları tercih etmeye başlamıştı. Hepsinin ilaç dozunu başarılı bir şekilde ayarlamakta epey deneyimliydi.
1954'ün başlarında genç bir adam kayıplara karışmıştı ve insanlar onu bulmak için kasabanın altını üstüne getiriyordu. Birkaç ay sonraysa Kenneth'ın babası evin döşemelerinin altında çalışırken, oğlunun puro kutusunu buldu. Kutuyu kırarak açtı ve içindeki tüyleri, hayvan patilerini ve bir adamın parmağını görünce dehşete kapıldı.
İşten dönen Kenneth, babasının elinde bir puro kutusuyla döşemelerin altından çıktığını gördü. Arkasına bakmadan uzaklaşan Kenneth, bir daha asla evine dönmedi.
Kenneth, birkaç haftalık zor bir dönemden sonra şehirleri dolaşan bir sirkle karşılaştı. Olağanüstü gücünü kullanarak ipler üzerinde çalışmak üzere işe alındı. Kendine yeni bir isim koymuştu: Jeffrey Hawk.
Kendini ansızın birbirine yakın bir topluluğun içinde bulan "Jeffrey"nin sosyalleşmeyi öğrenmesi gerekiyordu. Kendine âdeta yeni bir kişilik oluşturdu. Yeni ailesi onu çekici ve yardımsever biri olarak aralarına kabul etti.
Sonraki on yıl boyunca sirkle birlikte ABD'nin her yerini karış karış dolaştı. Fakat seyyah hayatı onu kötü alışkanlıklara itmişti. İçki, abur cubur, uyuşturucular... Hepsine fazlasıyla bulaşmıştı. Bir ara bunlar yeterli oluyordu; ancak zamanla eski dürtüleri geri geldi ve göçebe hayatı kisvesi altında tekrardan öldürmeye başladı. Sirk çalışanlarından kıyafet ve makyaj malzemesi çalarak, kurbanlarını bayıltmadan önce onlara yaklaşabileceği bir kılığa büründü. Daha sonraysa onları karavanına getirip iple bağlıyordu. Gözlerini açan kurbanlar kendilerini Jeffrey'nin insafında buluyordu. Onun için eğlence bu zamanlarda başlıyordu. Kurbanlarının çığlıkları, onlara zihinsel ve fiziksel olarak işkence eden Jeffrey'nin daha fazla haz almasına sebep oluyordu.
Kurbanları bitap düşünce Jeffrey onların parmaklarını inceleyerek en güzelini, dilinde gezdirerekse en lezzetlisini seçiyordu. En iyisini bulduğundaysa, kendisiyle gurur duyuyor ve onu kesip koleksiyonuna ekliyordu. Jeffrey için vücudun geri kalanı gereksiz bir çöpten ibaretti. Onlardan kurtuluyordu.
Erkek, kadın, genç, yaşlı... Bunları önemsemiyordu. İyi bir koleksiyonun sırrı çeşitlilik, anlattığı anılar ve hikâyelerdi.
Kostümünü artık daha az çıkarıyordu. Eski kişiliğini parça parça kaybederken, kendini artık hepten palyaço olarak görüyordu. Onu benimsemişti.
Zamanla kayıtsız ve özensiz olmaya başladı. Jeffrey alkolün etkisiyle uyurken, kurbanlarından biri iplerinden kurtulup kaçmayı başardı. Kadının çığlıklarına uyanan sirk halkı onun kapısına toplanmıştı. Uyanıp panikleyen Jeffrey, atını kamçıladı ve karavanıyla birlikte geceye karıştı.
O zamandan beri ülkeyi dolaşan bir parazit gibi, çeşitli karnavallarda ve sirklerde çalıştı. Ancak hiçbir afiş veya broşürde görünmüyordu. Ona yaklaşacak kadar cesur veya aptal kişileri kendine çekip tuzağa düşürüyordu. Kayboldukları anlaşılıncaya kadarsa çoktan yola koyulmuş oluyordu.
Bir gün ABD'nin sıradan yollarını arkada bırakarak, sisten yapılmış bir perdenin içinden geçip yeni bir diyara vardı. Burası fanilik ve geçiciliğin hüküm sürdüğü bir dünyaydı. Seçtiği hayata son derece uygundu. Hayatı boyunca kendini daha önce hiç hissetmediği kadar evdeymiş gibi hissediyordu. Kampını kurdu ve ilk ziyaretçisini beklemeye koyuldu.
Akademik olarak diğer öğrencilerden farksızdı, atletizm alanındaysa kendini epey geliştirmişti. Uzundu ve kuvvetliydi. Ayrıca koşu etkinliklerinde bir hayli başarılıydı. Fakat takım sporlarına katılması için aldığı bütün teklifleri reddediyordu.
Okuldan eve dönerken genellikle yerde kuş tüyleri buluyordu. Bunları toplayıp, yatağının altındaki puro kutusunda biriktiriyordu. Babası işteyken veya kör kütük sarhoşken, Kenneth'ın tek başına geçirecek çok zamanı vardı. Bu zamanlarda tüylerin kıllarının düzeninden büyülenmiş bir şekilde onları dudaklarına dokundurup, yumuşaklıklarını hissederdi. Bahçesindeki yem kabına gelen kuşları gören Kenneth, onların yumuşaklığını hissetmek istiyordu ve kuşlardan birini yakalamayı kafaya koydu. Kasabalarındaki bir dişçiyle yakınlaşarak, ondan bir miktar anestezik ilaç aldı. Bunu kullanarak yem kabına bir tuzak kurdu. Kuşun, ona dokunacak kadar uzun bir süre için bayılmasını umuyordu.
Birkaç başarısız denemeden sonra, bir kızılgerdan yakalamayı başardı. Kuşu tutarken aniden onun merhametine kalmış bir hayatın ellerinde olduğunu fark etti. İlacın etkisi bitince kuşu doğaya salmayı düşünüyordu. Fakat bunun yerine kuş çırpınmaya ve gözleri açılıp kapanmaya başlayınca elini daha çok sıktı. Kuşun göğsündeki tüyler hareketsizleşene dek, parmaklarıyla boğazını sıkmaya devam etti. Hayvanın cesedinden kurtuldu ve bir tüyünü sakladı. Yeni bir koleksiyona başlamıştı. Diğerlerini "sahte" gördüğü için attı.
1940'larda Kenneth okulu bırakmıştı ve ufak bir lokantada komi olarak çalışıyordu. Ayrıca sincap, rakun ve köpek gibi daha büyük avları tercih etmeye başlamıştı. Hepsinin ilaç dozunu başarılı bir şekilde ayarlamakta epey deneyimliydi.
1954'ün başlarında genç bir adam kayıplara karışmıştı ve insanlar onu bulmak için kasabanın altını üstüne getiriyordu. Birkaç ay sonraysa Kenneth'ın babası evin döşemelerinin altında çalışırken, oğlunun puro kutusunu buldu. Kutuyu kırarak açtı ve içindeki tüyleri, hayvan patilerini ve bir adamın parmağını görünce dehşete kapıldı.
İşten dönen Kenneth, babasının elinde bir puro kutusuyla döşemelerin altından çıktığını gördü. Arkasına bakmadan uzaklaşan Kenneth, bir daha asla evine dönmedi.
Kenneth, birkaç haftalık zor bir dönemden sonra şehirleri dolaşan bir sirkle karşılaştı. Olağanüstü gücünü kullanarak ipler üzerinde çalışmak üzere işe alındı. Kendine yeni bir isim koymuştu: Jeffrey Hawk.
Kendini ansızın birbirine yakın bir topluluğun içinde bulan "Jeffrey"nin sosyalleşmeyi öğrenmesi gerekiyordu. Kendine âdeta yeni bir kişilik oluşturdu. Yeni ailesi onu çekici ve yardımsever biri olarak aralarına kabul etti.
Sonraki on yıl boyunca sirkle birlikte ABD'nin her yerini karış karış dolaştı. Fakat seyyah hayatı onu kötü alışkanlıklara itmişti. İçki, abur cubur, uyuşturucular... Hepsine fazlasıyla bulaşmıştı. Bir ara bunlar yeterli oluyordu; ancak zamanla eski dürtüleri geri geldi ve göçebe hayatı kisvesi altında tekrardan öldürmeye başladı. Sirk çalışanlarından kıyafet ve makyaj malzemesi çalarak, kurbanlarını bayıltmadan önce onlara yaklaşabileceği bir kılığa büründü. Daha sonraysa onları karavanına getirip iple bağlıyordu. Gözlerini açan kurbanlar kendilerini Jeffrey'nin insafında buluyordu. Onun için eğlence bu zamanlarda başlıyordu. Kurbanlarının çığlıkları, onlara zihinsel ve fiziksel olarak işkence eden Jeffrey'nin daha fazla haz almasına sebep oluyordu.
Kurbanları bitap düşünce Jeffrey onların parmaklarını inceleyerek en güzelini, dilinde gezdirerekse en lezzetlisini seçiyordu. En iyisini bulduğundaysa, kendisiyle gurur duyuyor ve onu kesip koleksiyonuna ekliyordu. Jeffrey için vücudun geri kalanı gereksiz bir çöpten ibaretti. Onlardan kurtuluyordu.
Erkek, kadın, genç, yaşlı... Bunları önemsemiyordu. İyi bir koleksiyonun sırrı çeşitlilik, anlattığı anılar ve hikâyelerdi.
Kostümünü artık daha az çıkarıyordu. Eski kişiliğini parça parça kaybederken, kendini artık hepten palyaço olarak görüyordu. Onu benimsemişti.
Zamanla kayıtsız ve özensiz olmaya başladı. Jeffrey alkolün etkisiyle uyurken, kurbanlarından biri iplerinden kurtulup kaçmayı başardı. Kadının çığlıklarına uyanan sirk halkı onun kapısına toplanmıştı. Uyanıp panikleyen Jeffrey, atını kamçıladı ve karavanıyla birlikte geceye karıştı.
O zamandan beri ülkeyi dolaşan bir parazit gibi, çeşitli karnavallarda ve sirklerde çalıştı. Ancak hiçbir afiş veya broşürde görünmüyordu. Ona yaklaşacak kadar cesur veya aptal kişileri kendine çekip tuzağa düşürüyordu. Kayboldukları anlaşılıncaya kadarsa çoktan yola koyulmuş oluyordu.
Bir gün ABD'nin sıradan yollarını arkada bırakarak, sisten yapılmış bir perdenin içinden geçip yeni bir diyara vardı. Burası fanilik ve geçiciliğin hüküm sürdüğü bir dünyaydı. Seçtiği hayata son derece uygundu. Hayatı boyunca kendini daha önce hiç hissetmediği kadar evdeymiş gibi hissediyordu. Kampını kurdu ve ilk ziyaretçisini beklemeye koyuldu.