İkizler
Base Info
- ChapterA Binding of Kin Bölümü
- Difficulty
- Speed115%4.6 m/s
Perks
Feature
Kan Bağı gücünü kullanarak ayrılıp kurbanlarını birlikte avlayabilen, ortak hareket eden Katil ikilisi.
Kişisel avantajları İstifçi, Baskı ve Son Darbe; Kurbanların eylemlerini izlemelerini, ilerlemelerine sekte vurmalarını ve daha verimli şekilde avlanmalarını sağlıyor.
Kişisel avantajları İstifçi, Baskı ve Son Darbe; Kurbanların eylemlerini izlemelerini, ilerlemelerine sekte vurmalarını ve daha verimli şekilde avlanmalarını sağlıyor.
Skill
Kan Bağı
Kan ve travmayla sonsuza dek birleşmiş olsalar bile İkizler'e ortak bedenlerinden ayrılma gücü de bahşedildi. İki kardeş birlikte avlandıkları için Kurbanlara iki kat daha fazla tehdit oluşturuyorlar.
ÖZEL YETENEK: Kan Bağı
Victor'u serbest bırakmak için Güç butonunu basılı tut. Charlotte ve Victor arasında geçiş yapmak için Yetenek butonuna dokun.
Victor tek başına kaldığında Katil İçgüdüsü'nü tetikleyerek kendi yakınında yürüyen veya koşan Kurbanların siluetleriniCharlotte'a gösterir. Victor’un çığlıklarını duyabilen Kurbanlar duyarlı hale gelirler. Ancak, Charlotte kontrol edilirken KurbanlarVictor'u ezebilir.
Victor ezilirse, bir süre sonra Charlotte'un üzerinde yeniden ortaya çıkar.
ÖZEL SALDIRI: Çullanma
Victor'u kontrol ederken Yetenek butonunu basılı tutarak bir Çullanma saldırısı doldur ve saldırıyı serbest bırakmak için Saldırı butonuna bas.
Başarılı bir Çullanma saldırısı Kurban'a hasar verir. Kurban'ın canı tamsa Victor onu tutar, Katil İçgüdüsü'nü tetikler ve yakındaki bütün Kurbanların yerlerini açığa çıkarır. Tutulan Kurban Sakat, Bihaber ve Aciz durum etkilerine girer. Dolapların içine giremez ve Çıkış Kapısı'ndan çıkamaz. Kurban, Kurtul eylemini tamamlayarak kendisini tutan Victor'u ezebilir.
Victor, Çullanma'yı kaçırırsa bir anlığına saldırıya açık hale gelir ve Kurban tarafından ezilebilir. Victor, kendi boyundan daha yüksek duran bir engele iniş yaparsa yok olur.
ÖZEL YETENEK: Kan Bağı
Victor'u serbest bırakmak için Güç butonunu basılı tut. Charlotte ve Victor arasında geçiş yapmak için Yetenek butonuna dokun.
Victor tek başına kaldığında Katil İçgüdüsü'nü tetikleyerek kendi yakınında yürüyen veya koşan Kurbanların siluetleriniCharlotte'a gösterir. Victor’un çığlıklarını duyabilen Kurbanlar duyarlı hale gelirler. Ancak, Charlotte kontrol edilirken KurbanlarVictor'u ezebilir.
Victor ezilirse, bir süre sonra Charlotte'un üzerinde yeniden ortaya çıkar.
ÖZEL SALDIRI: Çullanma
Victor'u kontrol ederken Yetenek butonunu basılı tutarak bir Çullanma saldırısı doldur ve saldırıyı serbest bırakmak için Saldırı butonuna bas.
Başarılı bir Çullanma saldırısı Kurban'a hasar verir. Kurban'ın canı tamsa Victor onu tutar, Katil İçgüdüsü'nü tetikler ve yakındaki bütün Kurbanların yerlerini açığa çıkarır. Tutulan Kurban Sakat, Bihaber ve Aciz durum etkilerine girer. Dolapların içine giremez ve Çıkış Kapısı'ndan çıkamaz. Kurban, Kurtul eylemini tamamlayarak kendisini tutan Victor'u ezebilir.
Victor, Çullanma'yı kaçırırsa bir anlığına saldırıya açık hale gelir ve Kurban tarafından ezilebilir. Victor, kendi boyundan daha yüksek duran bir engele iniş yaparsa yok olur.
Story
Yapışık ikizler Charlotte ve Victor Deshayes'in arasında çok özel bir duygusal bağ vardı. 17. yüzyılda imkânsız görünen başarılı doğumları mucize olarak adlandırılabilir olsa da bu mucize onların eziyet dolu hayatlarının başlangıcıydı. İkizler doğduğunda Victor'un belden aşağısı kız kardeşinin göğüs kafesine geçmiş durumdaydı; bacakları onun kasları ve iç organlarının etrafından kıvrılıyordu. Charlotte'tan daha ufaktı ve tam olarak gelişmiş bir oğlandan çok kız kardeşinin vücuduna yapılmış bir eklenti gibiydi. Yeni doğan bebekler acı acı ciyaklarken, onları doğurtan ebe de aynı şekilde ciyaklayarak, bir cadının iblis doğurduğunu haykırarak evden kaçtı. Bununla birlikte Charlotte, Victor ve anneleri Madeleine için de kaçış başlamış oldu.
İkizler, sonraki yılları belli belirsiz hatırlasa da o yıllar kendileri için normal bir hayata en yakın zamanlardı. Onlara göre tüm çocuklar anneleriyle böyle bir yolculuğa çıkardı, Fransa'nın kırsal bölgelerinde kaçmak ve saklanmak onlar için sıradan oyunlardan ibaretti. Beş yaşında anneleri hasta olunca oynadıkları oyuna yeni bir zorluk eklenmiş oldu. Bitap düşen Madeleine'in yiyecek bulma görevini Charlotte'a vermekten başka çaresi yoktu. Victor'un çıkıntı yapan vücudunu saklamak için giydiği fazladan kıyafetlerin altında ezilen kız, ormandaki çadırlarından çıkıp yakındaki kasabaya gitti. Bu manzara onun için tuhaf olsa da kendisine söyleneni yaptı ve pazarı gözleyip uygun bir anda çalabildiği kadar yiyecek çaldı. Bu, oyunda kazandığı bir zaferdi ama çok uzun sürmedi.
Gece yarısından sonra çadırlarının etrafını, karanlığı sallana sallana aydınlatan parlak alevler sardı. Emir veren bir bağırış, gecenin sessizliğini bozdu ve bir grup cadı avcısı içeri daldı. Charlotte, yaklaşan herkese delirmişçesine tekmeler savururken kirli eller ikizleri yataklarından çekip aldı. Madeleine çocukları için haykırdı ama kafatasına inen bir sopa, sesini aniden kesti. Victor acı acı bağırdı, kapana kısılmış bir fare gibi ciyakladı.
Avcılar hemen düzene girdiler. Yanlarındaki yargıç, doğurduğu iblisi kanıt göstererek Madeleine'i cadılık suçundan mahkûm etti. Kadının bilinçsiz bedenini dakikalar içinde bir ağaca zincirleyip ayaklarının etrafını çalı çırpı ve kuru yosunlarla çevirdiler. Madeleine kendine geldikten sonra karşı koymadı, tek yaptığı çocuklarından başlarını çevirmelerini istemek oldu. Fakat onlara seçim hakkı tanınmadı. İkizler meşalelerin yakılışını, alevlerin annelerinin elbisesine sıçrayışını ve derisini yakıp kavuruşunu izlemek zorunda kaldılar. Annelerinin bedeninden yağ damlarken izlediler, yüzü kabarıp şekil değiştirirken izlediler. Boğaz yırtan çığlıklar kesilene dek, geriye çatırdayan bir kül yığınından ve mide bulandırıcı bir kokudan başka bir şey kalmayana dek izlediler.
İçlerinde kalan mutluluk ve iyilik duygusu anneleriyle birlikte öldü. Kafese atılıp eski bir ahşap tapınağa götürüldüler, burada kara pelerinlere bürünmüş gizli bir gruba satıldılar. Victor, yanlarına yaklaşan herkesi tırnaklamaya ve ısırmaya çalıştı; öfkeli bir yaratık gibiydi. Bir nebze de olsa sakinleşip teselli bulmasını sağlayan tek şey, kız kardeşinin onu bağrına basmasıydı. Kardeşi dışında herkese karşı büyük nefret besleyen Charlotte ise onu korumayı hayat amacı haline getirdi.
Tapınakta yıllarca olağandışı deneylere maruz kaldılar; bunların bir kısmı zalimceydi ama çoğu kafa karıştırıcıydı. Bir gün, gri renkli küçük bir kuşun boynunu kırmaya zorlandılar. Ertesi gün, güllerle dolu bir vazonun içinde parmakları kana bulandı. Her yedi günde bir, yastıklarının altına konulan ıslak bir meşe odunuyla uyudular. İlahiler de vardı; pelerinlilerin düzenli aralıklarla koro halinde söylediği, sonu gelmeyen ilahiler...
Bir süre sonra son bir deney planlandı. İki cübbeli insan silueti, ikizleri tapınağın tam ortasına sürükledi ve Charlotte'u büyük şamdanlarla aydınlatılan bir odadaki sunağın üzerinde havaya kaldırdılar. Adamlardan biri kukuletasının altından kırışık suratını çıkardı, iki elini iki kardeşin alnına koydu ve dikkatle kafataslarını inceledi. Parlak bıçağını çıkarırken ağzından, "Memento mori" cümlesi çıktı.
Charlotte dönerek kardeşini sunağın dışına çevirdi. Victor, tiz bir ses çıkararak kolunu olabildiğince uzattı ve şamdanlardan birini yere devirdi. Kuru ahşabı anında saran alevler hızla yayılarak zemine sürtünen kara cübbeleri de yaktı. Kargaşayı delip geçen acı dolu çığlıklar Charlotte'a hayat verdi. Cehennemin ortasında, kara dumanlar ve cayır cayır yanan alevlerden başka bir şey görmeden hızla koşmaya başladı. Ciğerlerine acı veren bir ağırlık çöktü. Buradan çıkış yoktu; her yolun sonunda dayanılmaz bir sıcaklık vardı. Dizlerinin üstüne çöktü, boğulmak üzereydi... İşte tam o sırada güneş ışığını ve ağaçları gördü. Alevlerin içinden sendeleyerek çıktı ve nemli çimenlere bastı. Arkasına bile bakmadan ormanın içine doğru koştu, ta ki yere yığılana dek.
Gözlerini açtığında hemen Victor'un eline uzandı. Victor kımıldamadı. Bedeni, kız kardeşinin gövdesinde zayıf bir şekilde sallanıyordu. Charlotte, Victor'un yüzüne sarıldı ve hareketsiz, üzgün gözlerine baktı. Alıştığı hareketler artık yoktu; kardeşi artık tenini çekmiyor, bacaklarını onun göğüs kafesinde oynatmıyordu. Victor ölmüştü.
Yasa boğulan Charlotte'un kaçmaya devam etmekten başka çaresi yoktu, çünkü kara pelerinlilerin ve cadı avcılarının peşinde olmalarından korkuyordu. Kardeşinin ölü bedenini kıyafetinin içine gizledi ve en yakındaki şehrin lağımlarına gitti. Orada kamp kurdu, sık sık yiyecek çalmak için yukarı çıktı, çaresiz kaldığındaysa ahırlara girip domuz yemlerinden yedi. Yıllar geçtikçe Victor'un cesedi çürümeye başladı; uzuvları iyice yumuşayıp karardı. Yine de bedeni tam olarak çürümedi, sanki kız kardeşinin kanı hâlâ içinde dolaşıyordu. Victor'un cansız bedenini korumak Charlotte'un tek yaşam amacına dönüştü. Charlotte, ailesinden kalan son kişiden ayrılmayı reddetti.
Ergen yaşlarındaki yaşamı tam anlamıyla bir hayatta kalma oyunuydu. İnsanlığa duyduğu nefret, onu asla rahat bırakmayacaklarını anladıkça daha da arttı. Acemi hırsızlıklarında ve çaresiz kaçış çabasında kaç kişi ölürse ölsün, her zaman peşinden gelip ona canavar, iblis, cadı gibi suçlayıcı sözler söyleyen insanlar olacaktı. En kötüleri de kara pelerinlilerdi. Aramaktan bir türlü vazgeçmedikleri için Charlotte da sürekli sığındığı yerleri terk edip kaçmak zorundaydı.
Yıllarca kaçtı, yıllarca mecbur kaldığı için kan döktü ve yıllarca her gece ölü kardeşine sarıldı. Çok soğuk geçen bir kış mevsiminde vücudu zorlanmaya başladı. Yiyecek sınırlıydı ve sığındığı köhne kulübeler onu dondurucu soğuklara karşı korumuyordu. Elindeki orakla ormanda yaktığı ateşin yanına sığındı; onu önce soğuk havanın mı, yoksa kara pelerinlilerin mi öldüreceğini bilmiyordu. Buz, burun deliklerinin etrafında kristalleşirken ve dudakları mavileşirken daha önce hiç hissetmediği bir şey hissetti; kabulleniş. Kendini ölümün dinginliğine bırakarak gözlerini kapatmıştı ki çok şiddetli ve tiz bir çığlık kulaklarını delip geçti. Victor, göğsünde kasılıp bir o yana bir bu yana sallanmaya başladı, etrafını bir sis bulutu sarmıştı. Victor, Charlotte daha bir tepki bile veremeden kanlı bir şekilde onun bedeninden ayrılıp karlı zemine indi ve koşmaya başladı.
Charlotte kendini ölümün kıyısından alıp Victor'un peşinden gitti. Adını haykırdı, bacakları tutmayana dek ormanda koştu ve sonunda kalın bir sisin hemen dışında oturan Victor'u gördü. Yüzü şekilsiz ve vahşiydi. Sisin içinden kara kukuletalı bir siluet çıkınca çığlık attı, siluet onu kolundan yakaladı. Az önce Charlotte'un içini kaplayan dinginlik tamamen yok oldu, yerine gelense çok uzun zamandır bel bağladığı büyük öfkesi ve kızgınlığıydı. Orağını sıkıca kavrayıp sise doğru hücum etti; kardeşine yaklaşan herkesin içini deşmeye hazırdı.
İkizler, sonraki yılları belli belirsiz hatırlasa da o yıllar kendileri için normal bir hayata en yakın zamanlardı. Onlara göre tüm çocuklar anneleriyle böyle bir yolculuğa çıkardı, Fransa'nın kırsal bölgelerinde kaçmak ve saklanmak onlar için sıradan oyunlardan ibaretti. Beş yaşında anneleri hasta olunca oynadıkları oyuna yeni bir zorluk eklenmiş oldu. Bitap düşen Madeleine'in yiyecek bulma görevini Charlotte'a vermekten başka çaresi yoktu. Victor'un çıkıntı yapan vücudunu saklamak için giydiği fazladan kıyafetlerin altında ezilen kız, ormandaki çadırlarından çıkıp yakındaki kasabaya gitti. Bu manzara onun için tuhaf olsa da kendisine söyleneni yaptı ve pazarı gözleyip uygun bir anda çalabildiği kadar yiyecek çaldı. Bu, oyunda kazandığı bir zaferdi ama çok uzun sürmedi.
Gece yarısından sonra çadırlarının etrafını, karanlığı sallana sallana aydınlatan parlak alevler sardı. Emir veren bir bağırış, gecenin sessizliğini bozdu ve bir grup cadı avcısı içeri daldı. Charlotte, yaklaşan herkese delirmişçesine tekmeler savururken kirli eller ikizleri yataklarından çekip aldı. Madeleine çocukları için haykırdı ama kafatasına inen bir sopa, sesini aniden kesti. Victor acı acı bağırdı, kapana kısılmış bir fare gibi ciyakladı.
Avcılar hemen düzene girdiler. Yanlarındaki yargıç, doğurduğu iblisi kanıt göstererek Madeleine'i cadılık suçundan mahkûm etti. Kadının bilinçsiz bedenini dakikalar içinde bir ağaca zincirleyip ayaklarının etrafını çalı çırpı ve kuru yosunlarla çevirdiler. Madeleine kendine geldikten sonra karşı koymadı, tek yaptığı çocuklarından başlarını çevirmelerini istemek oldu. Fakat onlara seçim hakkı tanınmadı. İkizler meşalelerin yakılışını, alevlerin annelerinin elbisesine sıçrayışını ve derisini yakıp kavuruşunu izlemek zorunda kaldılar. Annelerinin bedeninden yağ damlarken izlediler, yüzü kabarıp şekil değiştirirken izlediler. Boğaz yırtan çığlıklar kesilene dek, geriye çatırdayan bir kül yığınından ve mide bulandırıcı bir kokudan başka bir şey kalmayana dek izlediler.
İçlerinde kalan mutluluk ve iyilik duygusu anneleriyle birlikte öldü. Kafese atılıp eski bir ahşap tapınağa götürüldüler, burada kara pelerinlere bürünmüş gizli bir gruba satıldılar. Victor, yanlarına yaklaşan herkesi tırnaklamaya ve ısırmaya çalıştı; öfkeli bir yaratık gibiydi. Bir nebze de olsa sakinleşip teselli bulmasını sağlayan tek şey, kız kardeşinin onu bağrına basmasıydı. Kardeşi dışında herkese karşı büyük nefret besleyen Charlotte ise onu korumayı hayat amacı haline getirdi.
Tapınakta yıllarca olağandışı deneylere maruz kaldılar; bunların bir kısmı zalimceydi ama çoğu kafa karıştırıcıydı. Bir gün, gri renkli küçük bir kuşun boynunu kırmaya zorlandılar. Ertesi gün, güllerle dolu bir vazonun içinde parmakları kana bulandı. Her yedi günde bir, yastıklarının altına konulan ıslak bir meşe odunuyla uyudular. İlahiler de vardı; pelerinlilerin düzenli aralıklarla koro halinde söylediği, sonu gelmeyen ilahiler...
Bir süre sonra son bir deney planlandı. İki cübbeli insan silueti, ikizleri tapınağın tam ortasına sürükledi ve Charlotte'u büyük şamdanlarla aydınlatılan bir odadaki sunağın üzerinde havaya kaldırdılar. Adamlardan biri kukuletasının altından kırışık suratını çıkardı, iki elini iki kardeşin alnına koydu ve dikkatle kafataslarını inceledi. Parlak bıçağını çıkarırken ağzından, "Memento mori" cümlesi çıktı.
Charlotte dönerek kardeşini sunağın dışına çevirdi. Victor, tiz bir ses çıkararak kolunu olabildiğince uzattı ve şamdanlardan birini yere devirdi. Kuru ahşabı anında saran alevler hızla yayılarak zemine sürtünen kara cübbeleri de yaktı. Kargaşayı delip geçen acı dolu çığlıklar Charlotte'a hayat verdi. Cehennemin ortasında, kara dumanlar ve cayır cayır yanan alevlerden başka bir şey görmeden hızla koşmaya başladı. Ciğerlerine acı veren bir ağırlık çöktü. Buradan çıkış yoktu; her yolun sonunda dayanılmaz bir sıcaklık vardı. Dizlerinin üstüne çöktü, boğulmak üzereydi... İşte tam o sırada güneş ışığını ve ağaçları gördü. Alevlerin içinden sendeleyerek çıktı ve nemli çimenlere bastı. Arkasına bile bakmadan ormanın içine doğru koştu, ta ki yere yığılana dek.
Gözlerini açtığında hemen Victor'un eline uzandı. Victor kımıldamadı. Bedeni, kız kardeşinin gövdesinde zayıf bir şekilde sallanıyordu. Charlotte, Victor'un yüzüne sarıldı ve hareketsiz, üzgün gözlerine baktı. Alıştığı hareketler artık yoktu; kardeşi artık tenini çekmiyor, bacaklarını onun göğüs kafesinde oynatmıyordu. Victor ölmüştü.
Yasa boğulan Charlotte'un kaçmaya devam etmekten başka çaresi yoktu, çünkü kara pelerinlilerin ve cadı avcılarının peşinde olmalarından korkuyordu. Kardeşinin ölü bedenini kıyafetinin içine gizledi ve en yakındaki şehrin lağımlarına gitti. Orada kamp kurdu, sık sık yiyecek çalmak için yukarı çıktı, çaresiz kaldığındaysa ahırlara girip domuz yemlerinden yedi. Yıllar geçtikçe Victor'un cesedi çürümeye başladı; uzuvları iyice yumuşayıp karardı. Yine de bedeni tam olarak çürümedi, sanki kız kardeşinin kanı hâlâ içinde dolaşıyordu. Victor'un cansız bedenini korumak Charlotte'un tek yaşam amacına dönüştü. Charlotte, ailesinden kalan son kişiden ayrılmayı reddetti.
Ergen yaşlarındaki yaşamı tam anlamıyla bir hayatta kalma oyunuydu. İnsanlığa duyduğu nefret, onu asla rahat bırakmayacaklarını anladıkça daha da arttı. Acemi hırsızlıklarında ve çaresiz kaçış çabasında kaç kişi ölürse ölsün, her zaman peşinden gelip ona canavar, iblis, cadı gibi suçlayıcı sözler söyleyen insanlar olacaktı. En kötüleri de kara pelerinlilerdi. Aramaktan bir türlü vazgeçmedikleri için Charlotte da sürekli sığındığı yerleri terk edip kaçmak zorundaydı.
Yıllarca kaçtı, yıllarca mecbur kaldığı için kan döktü ve yıllarca her gece ölü kardeşine sarıldı. Çok soğuk geçen bir kış mevsiminde vücudu zorlanmaya başladı. Yiyecek sınırlıydı ve sığındığı köhne kulübeler onu dondurucu soğuklara karşı korumuyordu. Elindeki orakla ormanda yaktığı ateşin yanına sığındı; onu önce soğuk havanın mı, yoksa kara pelerinlilerin mi öldüreceğini bilmiyordu. Buz, burun deliklerinin etrafında kristalleşirken ve dudakları mavileşirken daha önce hiç hissetmediği bir şey hissetti; kabulleniş. Kendini ölümün dinginliğine bırakarak gözlerini kapatmıştı ki çok şiddetli ve tiz bir çığlık kulaklarını delip geçti. Victor, göğsünde kasılıp bir o yana bir bu yana sallanmaya başladı, etrafını bir sis bulutu sarmıştı. Victor, Charlotte daha bir tepki bile veremeden kanlı bir şekilde onun bedeninden ayrılıp karlı zemine indi ve koşmaya başladı.
Charlotte kendini ölümün kıyısından alıp Victor'un peşinden gitti. Adını haykırdı, bacakları tutmayana dek ormanda koştu ve sonunda kalın bir sisin hemen dışında oturan Victor'u gördü. Yüzü şekilsiz ve vahşiydi. Sisin içinden kara kukuletalı bir siluet çıkınca çığlık attı, siluet onu kolundan yakaladı. Az önce Charlotte'un içini kaplayan dinginlik tamamen yok oldu, yerine gelense çok uzun zamandır bel bağladığı büyük öfkesi ve kızgınlığıydı. Orağını sıkıca kavrayıp sise doğru hücum etti; kardeşine yaklaşan herkesin içini deşmeye hazırdı.